Ana Sayfa › Hizmetler › Oyun Terapisi
Oyun, çocukların duygularını ifade ettiği en doğal dildir. Oyun terapisi; çocuğun kelimelerle anlatamadığını oyun aracılığıyla güvenle işlemesini sağlayan, kuramsal temeli olan bir çalışma biçimidir. Bu sayfada yöntemin ne olduğunu, kimler için uygun olduğunu ve sürecin nasıl işlediğini olabildiğince açık anlattım.
Oyun terapisi, çocukların duygularını ve yaşantılarını kelimelerle değil oyun yoluyla ifade etmesine dayanan, kuramsal temeli olan bir terapötik çalışma biçimidir. Özel olarak düzenlenmiş bir oyun odasında, bu alanda eğitim almış bir uzman eşliğinde yürütülür ve ağırlıklı olarak 3–11 yaş çocuklarla uygulanır. Oyun terapisi bir meslek unvanı değil, psikologların ve psikolojik danışmanların ek eğitimle uyguladığı bir yöntemdir.
Bir yetişkin zorlandığında birine anlatır: "Şu oldu, buna çok üzüldüm, sonra şöyle hissettim." Çocuk bunu yapamaz — ama yapamaması hissetmediği anlamına gelmez. Çocuğun elinde iki parça eksiktir: duyguyu adlandıracak kelime dağarcığı ve o duyguya geriye dönüp bakacak soyut düşünme becerisi. İkisi de yıllar içinde gelişir.
Buna karşılık çocuğun elinde güçlü bir araç vardır: oyun. Çocuk gün içinde yaşadıklarını oyunda yeniden kurar. Doktora giden çocuk eve gelip oyuncaklarına iğne yapar; kardeşi doğan çocuk bebeği durmadan uyutur; taşınan çocuk evler kurup kurup yıkar. Bunlar tesadüf değildir; çocuğun yaşadığını sindirme biçimidir.
Oyun terapisi bu doğal süreci alır ve güvenli, öngörülebilir, kabul edici bir çerçeveye yerleştirir. Çocuk oyun odasında yönetimi eline alır; uzman onu yargılamadan izler, hissettiğini adlandırır ve sınırları tutarlı biçimde korur. Bu üçlü — özgürlük, kabul ve tutarlı sınır — çocuğun kendi çözümünü bulmasına alan açar.
Oyun terapisi tek bir teknik değil, farklı kuramsal temellere dayanan bir yaklaşımlar ailesidir. Ben iki yaklaşımın eğitimini aldım ve çocuğun ihtiyacına göre bunları harmanlayarak çalışıyorum.
Carl Rogers'ın kişi merkezli yaklaşımının çocuklara uyarlanmış hâlidir; Virginia Axline tarafından sistemleştirilmiştir. Temel varsayımı şudur: uygun koşullar sağlandığında çocuk kendi iyileşme yönünü kendisi bulur.
Bu yaklaşımda uzman oyunu yönlendirmez, öneri getirmez, "şunu yapsana" demez. Yaptığı şey; çocuğun yaptığını yansıtmak, hissettiğini adlandırmak ve odanın sınırlarını sıcak ama net biçimde korumaktır. Kulağa basit gelir; oysa çocuk için bu koşulsuz kabul deneyimi günlük hayatta pek karşılaşmadığı bir şeydir.
Byron ve Carol Norton tarafından geliştirilen bu yaklaşımda uzman, çocuğun kurduğu oyuna daha aktif biçimde katılır — çocuğun verdiği rolü üstlenir ve oyunun içinden çalışır.
Çocuk "sen kötü adam ol" dediğinde, o rol oyunun içinde bir işlev taşır: çocuk belki güçsüz hissettiği bir deneyimi bu kez güçlü tarafta yeniden yaşıyordur. Deneyimsel yaklaşım bu tekrarları izler, çocuğun temasını anlar ve oyunun içinde ona eşlik eder.
Bu karar ilk seanslardaki gözlemle verilir. Kendi oyununu kurmakta zorlanmayan, alan verildiğinde açılan çocuklarda çocuk merkezli çerçeve genellikle yeterlidir. Tekrar eden, takılıp kalan ya da tamamlanmayan oyun temaları görüldüğünde deneyimsel yaklaşımın daha aktif katılımı işe yarayabilir. Pratikte çoğu süreç ikisinin arasında bir yerde ilerler.
Aşağıdaki başlıklar bir tanı listesi değildir; ailelerin en sık başvurduğu konulardır. Bir belirtinin varlığı tek başına terapi gerektiği anlamına gelmez — önemli olan sıklık, süre ve çocuğun günlük yaşamına etkisidir.
Bir yöntemin ne olmadığını bilmek, ne olduğunu bilmek kadar önemlidir. Bu konuda net olmayı tercih ediyorum.
"Oyun terapisi çocukla oyun oynamaktır; bunu evde ben de yaparım."
Evdeki oyun değerlidir ama terapötik değildir. Oyun terapisini farklı kılan; odanın ve materyallerin belirli bir amaca göre düzenlenmiş olması, uzmanın tepkilerinin kuramsal bir çerçeveye dayanması ve sürecin sistematik biçimde izlenmesidir.
"Birkaç seansta çocuğum düzelir."
Süre çocuğa, zorluğun ne kadar süredir devam ettiğine ve ailenin katılımına göre değişir. Kesin bir seans sayısı ya da sonuç garantisi vermek — henüz tanımadığım bir çocuk hakkında söz vermek anlamına geleceği için — doğru olmaz.
"Oyun terapisi tanı koyar."
Oyun terapisi bir tanı aracı değildir. Tanı, tıbbi değerlendirme ve gerektiğinde ilaç tedavisi çocuk psikiyatristinin alanıdır. Sürecin herhangi bir aşamasında böyle bir ihtiyaç görürsem aileyi açıkça bilgilendirir ve yönlendirme yaparım.
Oyun odasında olanların içeriği çocuğa aittir. Ebeveyn görüşmelerinde size sürecin nasıl ilerlediğini, hangi temalarda çalıştığımızı ve evde neyi destekleyebileceğinizi aktarırım; ancak "bugün şunu anlattı" biçiminde birebir aktarım yapmam. Bu sınır, çocuğun bana güvenmesinin ön koşuludur. Tek istisnası, çocuğun güvenliğine dair bir risk görülmesidir; böyle bir durumda aile mutlaka bilgilendirilir. Ayrıntılar için KVKK ve gizlilik metnine bakabilirsiniz.
Oyun odasındaki materyaller rastgele seçilmez; her biri çocuğun farklı bir ifade kanalını açar:
Evde uygulayabileceğiniz oyun temelli etkinlikler için aktivite kütüphanesine göz atabilirsiniz; 33 etkinlik yaşa, süreye ve malzeme ihtiyacına göre filtrelenebiliyor. Bu etkinlikler terapinin yerini tutmaz, ancak evdeki ilişkiyi destekler.
Oyun terapisinde çocukla haftada yaklaşık 50 dakika çalışılır. Çocuk haftanın geri kalanını sizinle geçirir. Bu basit aritmetik, ebeveyn katılımının neden bu kadar belirleyici olduğunu tek başına açıklar.
Ebeveyn görüşmelerinde genellikle şunlar üzerinde çalışırız: çocuğun davranışının altındaki ihtiyacı okumak, sınır koyarken hem net hem sıcak kalabilmek, kendi tepkilerinizi düzenlemek ve evdeki rutinleri çocuğun ihtiyacına göre ayarlamak. Bazı ailelerde çocuk hiç seansa gelmeden, yalnızca ebeveyn danışmanlığıyla anlamlı bir değişim olur; bunu ilk görüşmede birlikte değerlendiririz. Evde işinize yarayabilecek iki yazı: sınır koyma rehberi ve ebeveynler için duygu düzenleme.
Yüz yüze oyun terapisi görüşmeleri İzmir'de dört noktada, randevu ile yürütülüyor:
Oyun terapisi doğası gereği yüz yüze yürütülen bir çalışmadır; materyaller ve bedensel oyun ekran üzerinden aynı işlevi görmez. Buna karşılık ebeveyn görüşmeleri ve ergen görüşmeleri gerektiğinde online yapılabilir. İzmir dışından ya da Aliağa gibi uzak ilçelerden ulaşan aileler için bu esneklik önemli olabiliyor.
İzmir Demokrasi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisansı ile Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yüksek lisansını tamamladım; İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimim devam ediyor. Oyun terapisi alanında Deneyimsel Oyun Terapisi ve Çocuk Merkezli Oyun Terapisi eğitimlerini, aile alanında ise Aile Danışmanlığı eğitimini aldım.
Unvanım Uzman Psikolojik Danışman'dır — psikolog ya da pedagog değilim. Bu ayrımın neden önemli olduğunu ve çocuğunuz için hangi uzmanın uygun olabileceğini ayrı bir rehberde ayrıntılı anlattım. Özgeçmişin tamamı için hakkında sayfasına bakabilirsiniz.
Oyun terapisinin çocuğunuza uygun olup olmadığını ön görüşmede birlikte değerlendirelim. Uygun değilse hangi yolun daha iyi olacağını açıkça konuşalım.